Organik Şehirleşme

Son yıllarda organik  tarım deyimi almış başını gidiyor. Sadece yenilebilen tarım ürünlerinde değil, aynı zamanda organik yöntemler ile üretilmiş bulunan pamuk mamülü giyecekler ürün-fiyat dengesi gözetmeyen bütçeler için pek bir revaçta.

Peki sadece organik tarım ürün ve giysilerini tüketmek yeterli olacak mı acaba uygun bir yaşam için şehir hayatında?

Aslında, “şehir hayatının insana kattığı” derseniz, bencinsandan ne götürdüğüne bakın derim: Şehir çoğunluktur, çoğulculuktur; asla birey için değil ve de olmayacaktır! Herkes öncelikle bir başkası için vardır ve bu durum uyumdan ziyade bazen uygunsuzluk bazen de rahatsızlık; sonuçta bağımlılık yaratır insan psikolojisinde. Farkındalıktan uzaklaşıldığında fark etmek de zor olacaktır bir başkasını ve yaşanan olayları. Böylece monotonluk ve bir bakıma diğerlerine karşı bir taklitçilik başlayacaktır yaşamda. Herkes ne giyiyor; herkes ne alıyor; hangi romanı okuyor ya da hangi telefon markasına sahip gibi… Firmalar da tetikleyenidir bunun, verdikleri reklamlar ve cazip edinim koşullarıyla. Hem üretici hem de tüketici yani her iki tarafta bu tüketimi karşılıklı olarak nasıl arttıracağı üzerine çalışmaktadır. Bu durumun sonucu, çöp üretiminin de artışı demek değil midir?

Hayatın kendisi bir moda akımıdır; bir çeşit yaşamın trendidir hayat. Durmayacaktır; yıllar geçecek yeni akımlar, doğal olarak, retro akımlara ve ‘yeniden eskilerin yenisiymiş gibi’ gösterilecektir. Tüketim, kendisini de tüketen bir güç’ tür artık.

Doğadan uzaklaşmak, şehirleşmek, trafik, gürültü sinir katsayı artışları, stres…vb gibi her şey herkes için ve sözlükte farklı anlamlandırılacaktır. Yalnızlıklar artacak, hayalkırıklıkları ve depresyon oranı tırmanacaktır. Sevgi/ler sadece belki sözcüklerle anılacak, çoğunun kaderi hiç yaşanmamış sevgi kavram ve kıvamında tamamlanacaktır.

Şehir hayatına yetişebilmek için hızlanan yaşamda, hormonel takviyelerle büyütülen bitkiler ve canlılar artık insan sağlığını tahrip eder noktalara kadar uzanmıştır. Eski kadim İnka kültürü çok hızlı hareketlerin ardından ruhlarının bedenlerinin hızına yetişmesini beklerken; yeni dünyada hepimiz hem beden hem de ruhen sadece ve daima ve her türünden tüketime yetişmeye çalışıyoruz artık. Sonuçta, tüketim güdüsü bizleri esir alan kavramdır ve tüketim kavramı sonuçtan çok nesnelleşmeye başlamıştır artık. Tüketen insan, tüketilen insana da dönüşmemelidir yakın gelecekte.

Herkes için organik tarımla yetişmiş olan ürünler aranırken maneviyat doygunluğu için gürültüsü az, renk uyumu ve estetik yapılaşmayı tamamlamış alanlar aranmaktadır şehir hayatında. Manevi doygunluk en üst organik yaşam basamağıdır ve yolu gerçekten de doğaya dönmek ve kısmen de dönüşmekten geçecektir.Bu nedenle, ne bileyim; belki kafes arkasında seyredilen bir leopar yerine boşlukta uçan martılar daha bir hayranlık ve içtenlik oluşturabilecektir bu doğaya dönüş yolculuğunda.

Daimi yorgunluğun temeli, görsel ve işitsel kısaca beyin yorgunluğu değil midir yine şehir hayatında? Doğaya çıkışla birlikte bahsedilen zihinsel yorgunluğun yerini fiziksel yorgunluğun alması hayretle izlenirken ,uygun olanı da bence, iyi bir kombinasyon ve kolay ulaşımla şehir yaşamında da doğal bahçeler ve botanik parkları kaçış noktası olarak belirleyecek  çalışmaları yöneten yerel yönetimler  ve bireysel yaklaşımların mevcudiyeti olmalıdır. Büyüyen şehir yapılarında daha fazlasıyla, her yaş için sosyal  yaşam ve paylaşım alanlarının oluşturulması; toplu ve temiz ulaşım mantığının yerleşmesi;  her şeyden önce gelecek nesillerin ‘şehir hayatında nefes alabilmesi’ için bir zorunluluktur.

Tüm bu çalışmalar, şehir ve insandaki organik kirlenmenin de azaltılmasına dair yaklaşımlar içermelidir. En basitinden, tümden gelirsek gereği kalmayacak sağlık harcamalarının azaltılması ile oluşacak bütçe temel anlamda, organik şehirciğin de gelişimine katkı sağlayacaktır.

Organik şehirleşme için bir beyin fırtınası yapıp aklıma gelen ve verebileceğim ilk füturistik  örnekler:

-          Gelen ışığa duyarlı olarak renk değiştiren bina dış cepheleri,

Koordinatları gereği mevsimsel ve saat dönüşümlerinde binaların üzerine düşen güneş ışıklarının çarpmasıyla bina görünümünün de değişmesi . Bir çeşit, ışık ve gölge oyunu oluşturmak…

-          Geri dönüşümde farklı yaklaşım çalışmaları,

Sanayi ve evsel atıkların öncelikle toplanması, biriktirilmesi ve yeniden değerlendirilmesinde yeni ve teknolojik yaklaşımlar…

-          Hareketli reklam panolarında değişiklikler;

Resim sanatı, natürmort ve portre çalışmalarıyla; müzik ise doğadaki seslerin taklidi ile başlamamış mıdır? İnsandan bir parça olan sanatın şehircilikte reklam panolarında ve klasik ya da new age tarzı rahatlatıcı müzik (ki ben buna organik sesler diyorum) parçalarıyla birleşmesi çevredeki gürültü kirliliğinin de fark edilmemesi ya da azaltılabilmesi için iyi bir arayüz olamaz mı?

-          Ulaşımda radikal yönde alınacak kararlar ile ana merkezlerden ayrışan şehirli için  çözümler

Özellikle, yüksek katlı ofis binalarının bulunduğu bölgeler için yapılacak çalışmalar…

Gelecek yazılarımızda, örnek ve çözümlemelerimiz devam edecek… Hakan Kaygun //  (Görsel: inhabitat.com)